Bookmark and Share

IPPC Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol


IPPC_DEA
 
ENTEGRE KİRLİLİK ÖNLEME VE KONTROLÜ DİREKTİFİ / ENDÜSTRİYEL EMİSYONLAR DİREKTİFİ

Avrupa Parlamentosu ve Avrupa Konseyi'nin 24 Kasım tarihli 2010/75/EU sayılı Endüstriyel Emisyonlar Direktifi aşağıdaki direktifleri yeniden biçimlendirmektedir:
  • Titanyum dioksit ile ilgili üç direktif
  • Uçucu Organik Bileşikler ile ilgili Direktif
  • Atık Yakma Direktifi,
  • Büyük Yakma Tesisleri Direktifi
  • İKÖK Direktifi
Bu yeniden biçimlendirmenin bir sonucu olarak, EED yukarıdaki 7 direktifi yürürlükten kaldırmaktadır: Ocak 2016’dan itibaren geçerli olmak üzere Büyük Yakma Tesisleri ve 7 Ocak 2014'ten itibaren geçerli olmak üzere diğer altı direktif.
 
EED'nin Türk Hukukuna Aktarılması
IPPC Projesi Eşleştirme bileşeni yardımı ile Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, son şekliyle EED Bölüm I ve II'nin Türk hukukuna aktarılması anlamına gelecek olan "Entegre Çevre İzinleri Hakkında Yönetmelik Taslağı" hazırlamıştır. Taslak Yönetmelik EED Madde 23'ü yani Çevre Denetimlerini kapsamamaktadır. Taslak Yönetmelik etkilenen paydaşlara yani Hükümet bakanlıklar ve sanayi kuruluşlarına gönderilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı paydaşlardan gelen görüşleri değerlendirmektedir ve kısa süre içinde Yönetmeliğe son şeklini verecektir.
 
Türkiye'de Endüstriyel Hava Kirliliği
Türkiye'de hızlı ekonomik büyüme ve elektrik enerjisi ve ulaşım hizmetleri için artan talep arasında yakın ilişki bulunmaktadır. Türk sanayinin rekabet gücünün en önemli faktörlerinden biri ucuz enerjiye ulaşılabilirlik ve Türk ihracat portföyündeki enerji yoğun ürünlerin payının yüksekliğidir. 2000-2010 dönemini kapsayan on yıl incelendiğinde, enerji sektörünün sera gazı emisyon artışı önemli ölçüde olduğu görülmektedir. 2011 yılında enerji sektörü, sera gazı emisyonlarında % 71’le en büyük payı alırken, sanayi faaliyetleri ise %13 payla ikinci sırada yer aldı.
 
Endüstriyel su kullanım verimliliği
EKÖK / EED sadece atık su deşarjı ile ilgili değil, aynı zamanda suyun etkin kullanımı için özel hükümler tanımlar. Türkiye'de endüstriyel su kullanımı toplam su kullanımının yaklaşık % 11'i düzeyindedir. Su tüketimi metal imalat sektöründe çok yüksektir ve bunu gıda ve içecek, tekstil ve kimya endüstrisi takip etmektedir. Türkiye'de sadece gıda ve tekstil sanayi tek başına daha endüstriyel su kirliliğinin yarısından fazlasından sorumludur. Endüstriyel su kirliliğinin
azaltılmasına yönelik bir strateji bu iki sektör üzerinde odaklanmalıdır.
 
Türkiye-AB Müzakerelerinde Çevre Konuları
AB Müktesebatının Çevre konusundaki 27. Faslı Aralık 2009'da açılmıştır ve geniş bir yelpazede yasal uyumu içerecektir. Çevre koruma alanında Türkiye'nin mevzuatını uyumlaştırması, zaman ve önemli bir finansman gerektiren uygulamadaki performansından daha iyi ilerleme kaydetmiştir. EKÖK/EED ile ilgili olarak aşağıdaki ilerleme rapor edilmiştir:
 
Endüstriyel kirlilik kontrolü: Endüstriyel kirlilik kontrolü ve risk yönetimi konusunda bazı ilerlemeler rapor edilebilir. Endüstriyel kirlilik kontrolü hakkında Yönetmelik değiştirilmiş ve Türkiye petrol kirliliğinin iyileştirilmesi konusundaki uluslararası sözleşme ile ilgili değişiklikleri onaylamıştır. Endüstri kuruluşları için bir web tabanlı izin sistemi oluşturulmuştur, ancak Entegre izin sisteminin kurulması henüz erken bir aşamadadır.
 
Hava: 1983 yılında Türkiye, hava kirliliğine karşı insan ve çevrenin korunması için temel ilkeleri açıklayan Uzun Menzilli Sınır Ötesi Hava Kirliliği Sözleşmesini
onaylamıştır. Türkiye 2001/80/EC sayılı Büyük Yakma Tesisleri Direktifini iç hukuka aktarmayı tamamlamıştır.
 
Su: Avrupa Birliği (AB) Akdeniz ülkeleri için su kalitesinin iyileştirilmesi konusunda kararlıdır. Akdeniz Bölgesi için önemli bir AB Politikası da kapsamlı bir çevre
stratejisi içeren "Ufuk 2020 Girişimi"dir. Bu strateji, Akdeniz ülkelerinin çevre performansının iyileştirilmesini desteklemek ve Akdeniz'e ilişkin araştırma projeleri finanse etmek suretiyle Akdeniz Havzasında endüstriyel kirliliğin azalmasını kolaylaştırmaktadır. Türkiye bir su yasasını ve nehir havzası yönetimi ve yeraltı ve içme suyu ile ilgili mevzuatı çıkarmıştır.
 
Atık: Türkiye atık elektrikli ve elektronik cihazların kontrolü ile ilgili AB mevzuatını kabul etmiştir. Düzenli atık depolama tesislerini AB standartlarına getirme ve tehlikeli atık yönetimini geliştirme konusunda çabalar devam etmiştir. Sınıflandırma ve geri dönüşüm kapasitesi artmıştır, ancak Türkiye'nin hala, atık yönetim planlarının hazırlanması ve uygulanması ile ilgili olarak AB Atık Çerçeve Direktifinin gereklerini yerine getirmesi gerekmektedir.
 
Çevrenin Ekonomi Politikalarındaki Rolü
 
Sanayileşme Türkiye'nin ekonomik kalkınmadaki en önemli aracıdır. 1980 yılından bu yana ülke endüstriyel gelişme ve kentleşmeyi hızlandıran ihracata dayalı, açık ticaret politikası izlemektedir. 1995 yılında AB ve Türkiye, Türk ekonomisinde reform için güçlü araçlar sunan, Türk ekonomisinin AB ve küresel pazarlara entegrasyonu önemli bir araç olan ama aynı zamanda çevre bilincini arttıran bir Gümrük Birliği tesis etmiştir. 
 
Küçük ve orta ölçekli işletmeler.
Türkiye ekonomisi büyüme ve istihdam sağlama konusunda ağırlıklı olarak KOBİ sektörüne dayanmaktadır. Firmaların % 99'dan fazlası, ülkede kayıtlı istihdamın % 78'i ve katma değerinin % 58'ine katkıda bulunan KOBİ'lerdir. Hükümet bu duruma uygun bir KOBİ geliştirme politikası izlemektedir. Bir kural olarak küçük işletmeler düşük kapasitede ekipmanla faaliyet göstermektedir ve bu nedenle EKÖK Direktifinde belirlenen kapasite eşiklerinin altında bulunurlar. Ancak, EKÖK Projesi Teknik Yardım Bileşeni tarafından hazırlanan EKÖK envanterinde yer alan birçok tesis gerekli teknik bilgi ve idari kapasite olarak, çevre yönetimi sorunlarıyla karşı karşıya olan orta ölçekli işletmelerdir. 
 
Entegre İzin ve Türkiye’de Çevre Kirliği Konusunda Toplumsal Bilinç
Entegre iznin uygulamaya sokulması Türkiye'de çevre konularında halkın katılımı sürecinde önemli değişiklikler getirecektir. Endüstriyel Emisyonlar Direktifi halkın karar verme sürecine katılma ve sonuçları konusunda bilgi sahibi olma hakkını teminat altına almaktadır. Özellikle, halk görüş belirtmek için izin başvurularına, izinlere, emisyon izleme sonuçlarına ve Avrupa Kirletici Salınım ve Taşınım Kaydına (E-PRTR) erişebilecektir. Halktan bireylerin izin verilmeden ya da reddedilmeden önce entegre izin başvurularını görmeleri mümkün olacak ve entegre izin başvurularının, tesisten kaynaklanan emisyonların çevreye herhangi öngörülebilir önemli etkileri tanımlamaları zorunlu olacaktır.
 
KOBİ'lerin bilinci ile ilgili zorluklar.
Ayrıca, 2005 yılında bir çalışmada ortaya çıktığı üzere, KOBİ'ler büyük şirketlere göre bilinçlendirme çabalarına katılmaya çok daha az isteklidir: KOBİ'lerin çoğu yöneticileri çevresel sorunların işletmeleri için önemi ve etkilerini anlamak için gerekli hassasiyeti yoktur", dahası "bir düzenleyici kurum onları uyarmadıkça veya çevreyle ilgili kanunları ihlali nedeniyle faaliyetlerini askıya almadıkça çalışmalarında herhangi bir sorun görmemektedirler".
 
Türkiye'de Temiz Üretim Girişimleri
Temiz (sürdürülebilir) üretim, ürün ve süreçlere entegre ve önleyici çevre stratejisini sürekli uygulamak suretiyle, insan ve çevre için riskleri azaltmaktadır. "Temiz Üretim" endüstriyel, tarımsal ve kentsel faaliyetler için planlama parametreleri olarak çevresel kaygılara yer verilmesini gerektirir. Buna karşılık "Kirlilik Kontrolü" ve "boru sonu" yaklaşımları, çevre sorunlarıyla ortaya çıktıktan sonra baş etmeye çalışmaktadırlar.
 
Temiz üretim ilkeleri uygulayan Firmalar EKÖK ve EED direktiflerinin gereklerini karşılama yolunda önemli bir adım atmaktadır. Temiz üretim Eko-etiketleme, Eko-tasarım ve Entegre Kirlilik Önleme ve Kontrol (EKÖK) ile ilgili düzenlemeler için uyum sürecine hizmet etmektedir. Ancak, sadece temiz üretim bu kurallara uygunluk için yeterli bir koşul değildir. 
 
Türkiye'de temiz üretim girişimlerinin fizibilitesi ile ilgili bir çalışma, temiz teknolojilerin geliştirilmesi ve benimsenmesinin mümkün ve arzu edilir olduğu aşağıdaki sanayi sektörlerini belirlemiştir: (a) ana metal sanayi, (b) gıda ürünleri ve içecek, (c) kimyasal maddeler ve kimyasal ürünler, (d) diğer metalik olmayan mineral ürünler ve (e) tekstil ürünleri. Çalışma, destekleyici mevzuat ve yaygınlaştırma programları ile, geniş kapsamlı politika reformları önermektedir. Çalışma, enerji verimliliği ve yenilenebilir enerji projelerine, temiz teknoloji konusunda Ar-Ge, tesis ve ticarileştirilmesine yatırım yapan şirketler için vergi muafiyetleri ve mali teşvikler önermektedir. Ayrıca, temiz üretim faaliyetleri için bir ulusal veya bölgesel risk/girişim sermayesi oluşturulması gereklidir.
 
Uygulama Maliyetlerinin Değerlendirilmesi
Tahmini izin maliyetleri(Kamu). Rapor, yukarıdaki faaliyetlerin kamu yönetiminin merkezi ve il düzeyi için aşağıdaki ilgili maliyetler anlamına geleceğini özetlemiştir: entegre izinlerin verildiği ilk yılda 4 ile 5 milyon TL arasında ve takip eden yıllarda 2 ila 2,5 milyon TL.
 
EKÖK kapsamındaki tüm işletmeciler için çıkarılan maliyetler. Türkiye'deki EKÖK Envanteri ilgili sayılar için birim maliyetleri (yani tesis başına maliyet) uygulayarak şu sonuçlara varıyoruz. EKÖK'ün Türkiye'de yürürlüğe girdiği ilk on yıl sırasında, EKÖK'e atfedilebilecek toplam maliyet aşağıdan yukarıya doğru bir hesaplamayla 20 ile 40 milyar Euro arasında olacaktır.
 
Yukarıdan aşağıya doğru hesaplamayla ise Sermaye harcamaları ve işletme giderleriyle birlikte 2012-2025 dönemi için bu rakamın 46 milyar Euroya çıkabileceği hesaplanmaktadır 
  • Hava kirliliği: 25 milyar Euro (18 milyarı enerji, 1,5 milyarı çimento sektöründen, vb.)
  • Su emisyonları: 1,5 milyar Euro
  • Katı atık yönetimi: 20 milyar Euro 

Yasal uyarı

Bu sayfalarda yasal yükümlülüklerinin yerine getirilmesine rehberlik edecek yardımcı bilgiler yer almaktadır. Mevzuat konusunda tek güvenilir kaynak yasanın kendisi olup, bu sitedeki bilgiler yasal öneri niteliği taşımamaktadır. İMMİB, bu web sitesinin içeriğinden kaynaklanan herhangi bir yasal sorumluluğu kabul etmez.